Anlamayan inanmayan için kabus, anlamaya inanmaya başlayan içinse keşif ve eğlenceli bir yolculuğa çıktım …

Bu yolculuğum kimilerine deli saçması da gelebilir ama ben inandım ve yola çıktım.
Tesadüflere asla inanmıyorum ve hayatıma dahil ettiğim , çıkardığım herkese öğretileri için teşekkür ediyorum.

Aslında evren bazen sadece çok basittir.
Upuzun bir sürü soru sorarsın, yanıt birden bitiverir, kısacıktır.
Hayatım çoğu insanınki gibi mücadelelerle, yıkımlarla geçti.
Hele son senelerde yaşadıklarım kabus gibiydi. Bitmeyen sağlık problemleri, tam düzeldim derken çalışma hayatımı , geleceğini etkileyecek ameliyatların bir yenisi daha ve tam nekahet dönemindeyken hayat mesaime dahil ettiğim çoğu insanın gerçek yüzleriyle yüzleşmek zorunda kalmam ve en kötüsü de herkes kendi adına bana ait senaryolarını yazmışken benim bu durumlar karşısında şaşkınlıktan sadece susmuş olmam ve sadece seyirci kalmak zorunda olmamdı.
Ve en kötüsü yaşatılanlara ben kadar oğlumun da şahit olup kahrolmasıydı.
Ve hepsi birbirine bir şekilde örüntülü insanlardı , dönüp bakınca daha net görüyorum artık kadersel tabloyu.
Çok da sessizce çekilmek pek benden beklenmese de ki şimdilerde davranış biçimim oldu, bu kümedekileri komple yaşam alanımdan çıkardım.
Ama hep keşkelerim kaldı, keşke yalanlarını yüzlerine vursaydım, keşke gerçekleri ispatlasaydım, keşke yüzleştirseydim ama yapamazdım, onların istediklerini yapmış olurdum ve bu bana yakışmazdı , herkes kendini biliyor aslında diye diye sırada bekleyen rahatsızlıklarıma bir de boyun fıtığı ve diabet eklemiştim.Affetmek için çok uğraştım , affettiğimi zannettim ama sıkıntılı haberlerini aldıkça sevinmedim fakat asla üzülemedim de.
Bu ruh halim bile beni rahatsız ediyordu.
Tutmayan kollar, bacaklar eklem ağrıları , uyutmayan ağrılı karıncalanmalar derken fizik tedavilere başlamıştım yine yeniden.
Ağrılarım halsizliğim had safhadaydı ama inatla direniyordum.
Medikal ve fizik tedavi istenilen sonucu vermiyordu
Fizyoterapistimin ilk defa Theta’dan bahsettiği günü hatırlıyorum…
Samimiyetle söylüyorum, yarım kulak ile dinlemiştim onu, ciddiye bile almamıştım.
Sonra bedenimle konuşmaya başladım. Ağrılarıma sordum, yorgunluğuma sordum;
KİMSİN SEN, KİMİN BENDEKİ ESERİSİN?
Hasta olup muhtaç olmaktan, sevdiğim insanları kaybetmekten hep korkmuş ve bu korkularımın neticesinde olacak en kötü senaryoları da hayatıma çağırmıştım , çok değer verdiğim can yoldaşım dediğim insanı kaybetme pahasına.
Dünü dünde bıraktığımı zannetmişim, unutmayı severim iyi de yapardım ama aslında bedenimde çoğaltmışım yaşadığım anların olumsuzluklarını, aslında affetmemişim kimseleri.
Ve inanılmaz bir deneyim yaşadım ; kendim çok inanmıştım sonucun leyhime olacağına, olmalıydı artık çok sıkılmıştım kendimden.
Zaten işkoliktim ama son yıllarda resmen kendimi işime adamıştım,özelimde inzivaya çekilmiş deli gibi kişisel gelişim kitapları okuyorum ki hiç hazzetmezdim bu tarz kitapları,hobilerime vakit ayırıyorum , resimler , mobilya boyamaları,elişleri…
Çözümler basitti aslında yol önümde ama bir türlü ilerleyemiyordum. Kitlenip kalmıştım.
Bunu kendim çözebilirim çözmeliyim derken Fizyoterapistime ilettim, bunu Theta’yla çözebilir miyim? Kitlendim kaldım, bir şeyler değişmeli ve sanki bunu deneyimlemeliydim. Ne kaybederdim ki?
Fizik tedavi yerine bir seans aldım ilkin deneyimlemek adına.
Hiç de kolay değildi baştan söyleyeyim, belki de benim adıma…
Haykıra haykıra ağlamamak için direnirken arkadaşımın “bırak kendini, rahatla “ diyen naif fısıltısıyla kendimi bırakıp, içimi çeke çeke ağlamıştım kırkıncı odamın kapısını kendime aralarken.
Seanstan çıktığım an çeyrek tur bile dönmeyen boynumu zorlayarak da olsa döndürebiliyordum artık.
Oğlum psikolog , başta pek sıcak bakmadı , kendi adına olur da vermedi ama bendeki değişimlere şahit oldukça kendini iyi hissettiğin müddetçe neden olmasın dedi. > Evrim GazeteBu: Neden eğitimini almıyorum peki dedim ve startı verdim.
Theta eğitiminden çıkarken kafam kazan gibiydi ama çok iyi hissediyordum kendimi.
Sadece eğitimde değil eğitim sonrası da tüm sorularımı itina ile cevapladığın için eğitmenime çok teşekkür ederim!
Theta ile dinginleştim.
Ve hayatımda kendi adıma mümkün olmayan , kronikleşmiş problemlerin birbir ortadan kalkmasına şahit oldum.
Bir şeye canım sıkılsa da bu uzun sürmüyor, oturup çözüm odaklı bu niye böyle ne yapabilirim diyip hemen toparlayabiliyorum , kafaya takmadan,sıkıntıları unutma gereği duymadan, üstünü örtmeden….

Hani masallardaki Kaf dağlarından daha uzaksın ya ruhuna, masallardakinden daha yüksek ya korkuların.
Korkma o yollar yürünüyor.
En önemlisi korkma, korkularından yükseğe uçabilirsin.
Masallara ve sihirli değneklere inanıyordum.
Bana ne mi oldu, ben kimim şimdilerde?
Ben Kaf dağını görüp gelenim.
Biraz tırtıl, biraz kelebek, biraz Anka kuşuyum.
Tırtılım, farkına vardığım bu güzel dünyada.
Kelebeğim, ”an”a doyamayan. Anka kuşuyum ,küllerinden defalarca tekrar doğabilen…
Bilge değilim ama bu hayatı ve değer verip fedakarlık yaptığım insanları bolca ve yeterince deneyimleyen olarak söylüyorum; Masallara inan, kahramanlara da. Ama üzgünüm SİHİRLİ DEĞNEK diye birşey yok.
Sihirli değneğin olmadığı şu dünyada, en iyi ve en yakın şey; ruhuna ( her neye inanıyorsan) inancına yolculukmuş.
Kendimle gurur duyuyorum şimdilerde onlar gibi olmadığım en basitinden kendime hep dürüst olduğum için.

Mutlaka sıkıntılar var , yorucu bir çalışma ve mücadele etmemiz gereken bir yaşamımız var , hayat devam ediyor çünkü ama çok iyiyim ve bu nasılsın; iyiyim cevabı gibi öylesine değil. Cidden iyiyim!
Tekrardan teşekkürler eğitmenime.
Özünüze bakın, ruhunuzu sevin, bırakın başkaları ne yaparsa yapsın, siz önce kendinize dürüst olun ve inancınız ne olursa olsun ;huzur tam da oada, içinizde…
Korkularınızı ve riyakar insanları serbest bırakın, özgürleşin.
Sağlıcakla kalın.