Milletvekili Akbulut, 23 Kasım günü 20.40'da TBMM'de başta faiz kararına ilişkin konuşma gerçekleştirdi. Vekil Akbulut, Öğretmenler Günü'nde öğretmenlerin barınamadığı için caddelere çıkacağının altını çizerken, faiz sebep, enflasyon sonuç tezinin ekonomi kitabında yeri olmadığını vurguladı. İşte CHP'li Vekil Akbulut'un meclis konuşmasının tamamı...

"Öncelikle genel kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Bugün Merkez Bankası politika faiz oranını yüzde 40 olarak belirledi. Mayıs ayında yüzde 8,5 idi, arttıra arttıra Ekim ayında yüzde 35'e kadar getirdiler, bugün itibariyle de yüzde 40'a çıktı.

Ancak şunu çok iyi hatırlatmak gerekiyor ki Mart 2021'i iyi hatırlamamız gerekiyor. O gün için politika faizi yüzde 19 idi, enflasyon yüzde 16, mazot altı buçuk lira, dolar kuru 8,37. "Faiz sebep, enflasyon sonuç" diye hiçbir ekonomik kitabında yer almayan bir tez ortaya atıldı.

Ve o günden itibaren dolar kuru sürekli yükselmeye, enflasyon sürekli artmaya devam etti. Artık insanlar geçim derdine düşmüştü. Emeklerimiz, asgari ücretlerimiz, memurlarımız dahi perişandı. İşte yarın 24 Kasım Öğretmenler Günü. Bu Mart 2021'den önce bir evde eşiyle beraber karı koca öğretmen gayet normal bir şekilde yaşayabiliyordu. Ama yarın Eğitim - İş sendikasına bağlı öğretmenlerimiz meydanlarda grev yapacaklar. "Barınamıyoruz, geçinemiyoruz" diyecekler. İşte bu "faiz sebep, enflasyon sonuç" tezinin getirmiş olduğu nokta.

Keza aynı şekilde insanların elektrik faturaları, pazar harçları, doğalgaz faturaları da aynı tezin yanlışlığından kaynaklı çok afaki durumlara geldi.

Tabii bugün politika faizini enflasyonun üstüne çıkartmak durumundalar ki kurda biraz alma olsun. O da çok mümkün değil, çünkü enflasyon yüzde 60'larda, 70'lerde.

Ancak asıl yapılması gerekenler sadece faizi yükseltmekle değil, üretim şahlanması yapılması gerekiyor. Planlı bir üretime geçilmesi gerekiyor.

Örneğin, seçim bölgem Burdur'da tarım ve hayvancılıkla alakalı bir sektör gelişmiş. Sadece tarım ve hayvancılık değil, yetim varsa oradan muhakkak desteklenme yapılması gerekmektedir. Bir üretim maliyet tablosu çıkartılmalıdır. Üreticiye üretime başlamadan önce girdi maliyetleri iyi hesaplanmalıdır ve olası artışlar muhakkak ki destekleme olarak üreticiye destekleme adı altında geri verilmelidir.

Tabii sadece üretimi artırmak yeterli mi? Tabii ki de hayır. Bugün adaleti, hukuk sistemi güçlü kuvvetli bir ülke olmak durumundayız. İşte 2018 yılında yaşanılan seçimden sonra bir Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildi ve o günden bugüne bütün rakamlara baktığımızda Türkiye'nin ne kadar geriye gittiğini, insanların ne kadar yoksullaştığını hep birlikte izlemiş oluyoruz.

Ülkenin demokrasisine, hukukuna güven olmazsa yabancı sermayeyi de ülkemize getirmek çok zor oluyor.

Seçilmiş bir milletvekilinin, hatta milletvekili adayı yapıyorsun, bütün belgelerini teslim alıyorsun. Milletvekili adayı olduktan sonra teslim oluyor, kazanıyor, mazbatasını veriyorsun ve daha hala hapiste tutuyorsun. Bu ülkeye nasıl güven olacak? Bu ülke nasıl sıcak para gelecek?

Yine aynı şekilde son günlerde yaşanılan, işte tam da bu kürsüde 600 milletvekili olarak hep birlikte yemin ettik. Biri hariç, 599'umuz burada dedi ki "Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma, namusum ve şerefim üstüne söz veriyorum." dedi. Ama bugün Anayasa Mahkemesi'nin kararı ne yazık ki yok sayılıyor ve buna sadece Cumhuriyet Halk Partisi ve muhalefet itiraz ediyor. Buna 599'umuzun da itiraz etmesi lazım.

Saygıdeğer milletvekilleri, beni sabırla dinlediğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum. AK Parti milletvekillerinin de bizleri dinlemesini, muhalefet görevini bizlere vermesini, muhalefetten gelen her türlü öneriyi reddetmemelerini kendilerinden talep ediyorum. Sağ olun, var olun."