Bucak'ımızın bir değeri olan Kürt Hamit ve onun kıymetli eşi Iraz teyzemiz Oğuzhan mahallesinde uzun yıllar muhtarlık yapmış olan Yaşar Çeltikçi'yi ziyaret etti. Eski Muhtar Yaşar Çeltikçi ziyaret ile ilgili şunları dile getirdi.

Yaşar çeltikçi " Bucağın Simitçi Teyzesi IRAZ teyemiz. " Iraz yapar Hami Satar Satamazsa Dayak Atar" kürt Hamit eşi Iraz teyzemle güzel günlerden sohbet ettik. Sağlıklı günler dilerim teyzeme" dedi.

Peki Kürt Hamit ve Iraz teyzemiz kimdir, bunu da Bucaklı değerli hocamız ve yazar Hasan Konu'dan dinleyelim.

241765779 10226544305692405 5533940514312220465 N

İŞTE BUCAK'TA KÜRT HAMİT VE IRAZ TEYZEMİZİN HİKAYESİ

KÜRT HAMİT

(Hamit ÖZDEMİR)

(1926-1978)

Kürt Hamit (Özdemir) sözünü duyan ve onu tanıyan herkesin aklına onun simitçiliği gelir diye düşünüyorum. Hoca Ahmet Yesevî Caddesi'yle Akbaba Sokağı'nın kesiştiği yerde yolun kuzey tarafındaki sol köşede Kürt Hamit'in evi vardı. Ev biraz geriye yapılmış olduğu için önünde boş bir avlusu bulunuyordu. Kürt Hamit, evin alt katına bir fırın kurmuş, ekmek ve simit çıkarırdı.

Hamit kendisi Kürt falan değildi. Dedeleri Gerce (Beşkonak) Köyü'nden gelerek Bucak'a yerleşmişlerdi. Peki, bu Kürt adı nereden geliyordu:

Hamit'in dedesi askerliğini ülkemizin güneydoğusunda yapmışmış. Askerlik anılarını biraz abartıya kaçarak anlatırmış. İşte ben Kürtlerin arasında askerliğimi yaptım. Şöyle forsum vardı, şunları şunları yaptım gibisine anlatımlar yaptığından dolayı halk ona Kürt lakabını takıvermiş. Hamit'in ailesine de böylece Kürt lakabı söylenegelmiş. Yani herkesin Kürt Hamit diye tanıdığı bu hemşehrimizin Kürtlükle bir ilgisi yoktur.

Kürt Hamit dendiği için ben de aynı lakabı kullanmayı uygun görüyorum.

İlkokul yıllarımda (1962-1968) kasabamız çok küçük, tenha ve şirin bir Anadolu tarım kasabasıydı. Halkın gelir düzeyi düşük olduğu için o devrin gereklerinin de etkisiyle fazla bir gelişmişlik yoktu. O yıllarda okulumuzun önüne üç tekerlekli simit arabasıyla kısaya yakın orta boyda ve saçlarının büyük bölümü dökülmüş bir adam gelerek simit satardı. Sigarası ağzından hiç düşmezdi. Dudaklarının tam ortasına tutturduğu sigara olduğu hâlde simit satışı yapardı. Bazı günlerde gelmezdi. Sonradan öğrendiğime göre bizim okulun önüne gelmediği günlerde kasabanın öteki okullarının önlerine de gidermiş. Diğer zamanlarda ise üç tekerlekli arabasıyla kasabanın hemen her tarafını dolaşarak bağıra bağıra simit sattığını hatırlıyorum. Öyle bağırırdı ki bizim kuşaktan hemen herkes onun simit satarkenki bağırışını ve söylediklerini hatırlar boyun damarlarının patlarcasına şiştiğini görür gibi olurlar.

Kürt Hamit'in eşinin adının Iraz (Raziye) olduğunu bilmeyen de yoktur. Çünkü simit satarken Hamit’in söylediği manide onun adı da geçerdi. Kürt Hamit sesinin çıktığı

kadar ünlerdi :

"Siiimiiit, tazeeee! Gevrek simit geldiii! Simitçiiii!

Eskişehir'in unundan,

Bucak'ın suyundan,

Taaaaze çıktı fırından!'' diyerek bağırırdı. Bunun devamında ise:

"Iraz yapar Hamit satar,

Satamazsa dayak atar.

Simitçi geldi, haydi taaaze simitleeer"

Gevrek simitler geldiii! derdi.

241804452 10226544306372422 5297194634785912992 N

Kasabamızda simit denen besin maddesini ilk o çıkardı denilebilir. Ama kendisinin de belirttiği gibi ne kadar simit satabilirdi bu konuda bir bilgimiz yok. Çünkü o zamanlarda para çok kıttı. Herkes her şeyi istediği zamanlarda ve istediği kadar alamazdı.

Hamit kendisi arabasıyla simit sattığı gibi tepsilerin üzerine döşediği simitleri belli ondalıklar vererek çocuklara da sattırırdı.

Kürt Hamit ele avuca sığmayan bir kişiliğe sahipti. Kendisi ufak tefek olmasına rağmen azıcık içki içmekle kafası sarhoş olur, sarhoş kafayla da sağa sola çatarak kavgalar çıkarırdı. Her çıkan kavgada da onu dövüverirlerdi. Onun böyle hiç yoktan yediği dayaklara herkes de şahittir.

Bir keresinde tarladan kaçak tütün götürürken yakalanmış. Kimden aldın diye soruşturulunca da babamın adını vererek Gözlüklü Mustafa'dan aldım demiş. Hâlbuki babamın böyle bir tütün satışı falan olmamış. Jandarma (O zaman kasabamızda henüz polis örgütü kurulmuş değil) gelerek babamı evden alıp gitmiş, atmış nezarete. Ardından mahkemeye çıkarılmış. Tütün kaçakçılığı o dönemlerde ağır cezalık bir suç. Babam hiç suçu yokken bir hafta hapiste yatmış. Sonra araya girenler falan olmuş, babamın böyle bir suçu işlemediği kanıtlanınca salıverilmiş.

Karayvatlar Mahallesi'ndeki evimizin önünde tütün çizip asarken simit arabasıyla Kürt Hamit çıkageldi. Tam yanımızda arabasını durdurdu, ağzında yine sigarası vardı. Hoş-beşten sonra babama hitaben:

"Gözlüklü, hadi bakalım, göster ağalığını da tütün amelesine birer simit alıver. " dedi. Babam önce sesiz kalmayı yeğledi, sonradan ekledi:

"Hamit seninle hiç alış veriş yapmamışken beni bir hafta hapiste yatırttın. Şimdi bir alış veriş yaparsak kim bilir hâlimiz ne olur. Benim o bir hafta boşu boşuna hapiste yatmaktan hakkımı bakalım nasıl ödersin. " deyince Kürt Hamit kahkahayı koyuverdi. Kusura bakma gari o zaman öyle bir şey oldu, geldi geçti! diyerek özrünü de belirtti.

241723228 10226544307692455 1005050822338681464 N

1960 İhtilali’nde Oğuzhan Mahallesi Muhtarlığına Ali Rıza Erdoğan hocayı getirirler. Komşulardan birisi Kürt Hamit'in evinde kumar oynatılıyor diye şikâyette bulunur. Mahalle muhtarı jandarmayla birlikte Hamit'in evine baskın atar. Jandarma eve varırken içeridekilerin haberi olur ve Hamit’le birlikte bir-iki kişi pencereden atlayıp kaçar, kalanlar da gizlenirler. Ortada para ile zarlar vardır ama kimsecikler yoktur. Kenarda duvarın dibinde bir kadın şalvarının altından Asfalt Murat ile Dedenin Deli Oğlan çıkar. Jandarma bulduğu parayı, zarları alır gider,

Kürt Hamit ve arkadaşları mahkemeye verilirler. Olay bellidir ama şikâyet söz konusu olduğu için mecburen dava yürütülür.

Duruşmaya çıktıklarında Kürt Hamit, hâkime:

"Efendim, ben evimde komşularımla birlikte mevlit okutuyordum, jandarma gelerek bizi rahatsız etti. Jandarmadan ve muhtardan şikâyetçiyim efendim, evimizde rahatça bir mevlit de mi okutamayacağız?" der. Hâkim duruşmaya getirilen paraları göstererek:

"Peki bu paralar neyin nesidir?" diye sorar. Hamit'te cevap hazırdır:

" O paralar komşularımın mevlide katkısıdır efendim!" der. Hâkim bu sefer zarları eline alarak:

"Peki, bu zarlar nedir? diye sorunca Kürt Hamit:

"Orasını bilemeyeceğim efendim." diyerek boynunu büker.

Kürt Hamit, kasaba hafızasında yer alan iz bırakmış kişiliklerden biriydi.

Onun boyun damarlarını şişirerek var gücüyle:

"Eskişehir'in unundan,

Bucak'ın suyundan,

Taaaaze çıktı fırından " sözleri ya da:

"Iraz yapar Hamit satar,

Satamazsa dayak atar," sözleri kasabamızın sokaklarında hâlen yankılanmaktadır. İsterseniz bu satırları okurken kulak verip dinleyin, o eşsiz cümleleri siz de duyacak, Kürt Hamit'in patlarcasına şişen boyun damarlarını siz de görür gibi olacaksınız.

Kaynak Kişiler: Ali Konu Ali Ekiz " 

GazeteBu olarak Bucak'ımızın değerlini her zaman hatırlayacağız, unutmadık unutmayacağız, selam ve saygılarımızla..

HABER: ÖMER ÖZDOĞAN