Günümüzde sosyal medyanın daha aktif kullanılmaya başlanmasıyla yeni tanımlanan bazı hastalıklar bulunuyor. Habertürk’ten Ceyda Erenoğlu’nun haberine göre, yanımızdan ayırmadığımız akıllı cep telefonları ve tablet cihazlar ile dizüstü veya masaüstü bilgisayarların yarattığı yeni nesil hastalıklarla artık daha sık karşılaşıyoruz. Bunlara “sosyal medya hastalıkları”,” internet hastalıkları” veya “dijital çağ hastalıkları” adı veriliyor. Bu hastalıkların bir kısmı dijital ortamlarda fazla zaman geçirme, bir kısmı da dürtü kontrol bozukluğu ile kendini gösteriyor.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Prof. Dr. Ersin Akpınar danışmanlığında Uzm. Dr. Halil Volkan Tekayak ve ekibiyle yapılan “Yeni Çağda Sosyal Medya ve Dijital Hastalıklar” konusundaki bilimsel çalışmalar, sosyal ağ araçlarına bağımlılığın madde bağımlılığı ile ortak sonuçlar doğurduğunu ve bu hastalıkların ihmal edilmemesi gerektiğini gösteriyor.

İşte bugüne kadar tanımlanmış dijital hastalıklar için belirlenen tanı kriterleri:

Whatsapp Sorunu

WHATSAPPITIS (AŞIRI MESAJ ATMA)

Akıllı telefonlardaki mesajlaşma platformlarını kullananlarda sık görülen ve aynı hareketlerin sürekli tekrarlanması sonucu el ve kollardaki sinir, tendon, kas ve diğer yumuşak dokuların zedelenmesiyle oluşan bu hastalık kan akışında bozulma ve ağrıya duyarlılıkla ilgili problemler yartıyor. Bu sorun parmaklarda karıncalanma, ellerde uyuşukluk ve el hareketlerinde çeşitli kontrol kayıplarına yol açabiliyor. Daha önceleri bilgisayar kullanımıyla ilişkilendirilen ve “Fare-Klavye Hastalığı” ismi verilen hastalık akıllı telefonlardaki anlık mesajlaşma programlarının hayatımıza girmesiyle günümüzde dünya genelinde en sık kullanılan anlık mesajlaşma platformu olan “WhatsApp” ile ilişkilendirilerek “WhatsAppitis” olarak adlandırılıyor.

Eve Kapanma

HIKIKOMORI FENOMENİ (EVE KAPANMA)

Japoncada, “toplumdan elini ayağını çekmek” anlamına gelen Hikikomori, kişilerin birden eve kapanmasına, en yakın çevresi ve ailesiyle bile iletişimi koparmasına neden oluyor. Teknolojik gelişmenin beraberinde getirdiği bir hastalık olan Hikikomori, kişinin bilgisayar ekranıyla sanal alemde iletişim bağımlılığı geliştirip, kendini sosyal çevreye kapatması olarak görülüyor. Bu bağımlı iletişim patolojisi, bir süre sonra öyle hale geliyor ki, kişi yaşamındaki tüm sorumluluklarını ertelemeye, aksatmaya hatta temel fizyolojik ihtiyaçlarını bile bilgisayar karşısında karşılamaya başlıyor. Başlangıçta büyük keyifle geçen sanal alemdeki bu zaman dilimi bir süre sonra depresif bir ruh haline neden oluyor ve bu duygudurum değişiminden dolayı hastalığa “modern tip depresyon” adı veriliyor. Hastalığın esas nedeni olarak, teknoloji devi ülkelerde sokağı tehlikeli gören yeni kuşak ebeveynlerin, çocuklarına son model dijital cihazlar alarak evde büyümelerini teşvik etmeleri gösteriliyor.

Ego

EGO SÖRFÜ (SOSYAL MEDYADA SÜREKLİ KENDİ ADINI ARAMA)

Kişinin başta arama motorları olmak üzere sosyal medya ağlarında sürekli kendi adını araması, hakkında ne tür bilgilere ulaşıldığı, neler yazıldığı ve nelerin paylaşıldığını takip etmesi sorunu olarak tanımlanıyor. Hastalık tanısı koyulan kişilerin sayısının hızlı artışı, günümüzde bir çok psikolojik bozukluğun başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

BLOG İFŞACILIĞI (TANIMADIĞI KİŞİLERİN BLOGLARINI TARAMA)

Kontrolsüz olarak, tanımadığı kişilerin kişisel blog sayfalarını tarayarak, “Başkaları da görmeli” düşüncesi ile online platformlarda yayınlama merakı olan kişiler için yeni tanımlanmış bir hastalık olarak tanımlanıyor.

YOUTUBE NARSİZMİ (YOUTUBE’DA BEĞENİLME ARZUSU)

Kişilerin sürekli kendini övdüğü ve iyi tanıtmayı amaçladığı hastalık, dünya genelinde en çok kullanılan video paylaşım platform olan youtube videolarının yayınlamasıyla ortaya çıkıyor. Yeni ve hızla yayılan bu hastalıkta, kişinin yayınlarının beğenilmemesi ve aşırı eleştirilmesinin çok ciddi psikolojik bozuklar yaratıp intiharlara yol açacağı öngörülüyor.

GOOGLE STALKING ( YAKIN ÇEVRESİNİ GOOGLE’DA ARAMA)

Yapı olarak ego sörfüne benzeyen bu hastalıkta kişi yakın çevresinde bulunanların adını sürekli olarak dünya genelinde en çok kullanılan arama motoru olan Google sitesi üzerinde arıyor. Bununla da kalmıyor ve haklarında bulduğu bilgileri kontrol edip kaydetme dürtüsüne engel olamıyor.

SİBERHONDRIK (HASTALIĞINI İNTERNETTEN TEŞHİS ETME)

Hasta olan veya hasta olduğunu düşünen kişilerin, hekimlere güvenemediği için muayene başvurusu öncesi problemlerine internetten çözüm bulacağını düşünmelerine deniyor. Bu kişiler hekime gitmeye üşenerek, hastalık belirtilerini internette arayıp teşhis ve tedavi yoluna başvuruyorlar. İnternette bunu sık tekrarlayanlar çevresindekileri bile aynı yöntemlerle tedavi etme isteği duyuyorlar. Uyguladıkları yanlış tedavi yöntemlerinin çok sayıda olumsuz sonuca yol açtığının unutulmaması gerekiyor.

CRACKBERRY (SÜREKLİ MAİL KONTROLÜ)

Adını daha çok kurumsal iletişimde kullanılan, e-mail alıp gönderilebilen avuç içi bilgisayar türü telefonlardan alan bu hastalık daha çok üst düzey yöneticilerin maillerini aşırı kontrol etmesi ile tanımlanıyor. Hastalık günümüzde her türlü mobil cihazla oluşuyor ve kişilerin her yerde maillerini ve sosyal medya bildirimlerini kontrol etmesi durumu olarak tanımlanıyor. Bu kişiler kendilerini; Tuvalette, banyoda, toplantıda, yemekte, derste hatta cenazede bile telefonlarını kontrol etmekten alamıyorlar.

FOMO HASTALIĞI (GELİŞMELERİ KAÇIRMA KORKUSU)

Fomo Hastalığı başka bir işle ilgilenirken sosyal medya üzerinden arkadaşlık kurulan kişilerin neler yaptıklarından haberdar olma isteğine karşı koyamayıp sürekli bu kişileri takip etme isteği olarak tanımlanıyor. Bu hastalar sosyal medyaya erişemediklerinde sanal alemdeki gelişmeleri kaçıracakları korkusuyla endişeli ve gergin oluyorlar. Hastalık adını İngilizce’de “Fear of Missing Out” söz grubundaki kelimelerin ilk harflerinin birleşiminden alıp Türkçe’ye “Gelişmeleri Kaçırma Korkusu” olarak çevriliyor. Başka bir işle ilgilenirken sosyal medya hesaplarında paylaşılan iletileri görememe korkusu olarak karşımıza çıkan Fomo Hastalığı; işini bitirir bitirmez gördüğü paylaşıma kadar geriye doğru giderek önceki paylaşımı gördüğü an, kişide oluşan anksiyetinin sona ermesi olarak tanımlanıyor.

NOMOFOBI (TELEFONSUZLUK FOBİSİ)

İngilizce “No Mobile Phone Phobia” kelimelerinin kısaltılmasıyla adlandırılan ve dilimize “Telefonsuzluk Fobisi” olarak çevrilen bu hastalık; özellikle Z kuşağı olarak adlandırılan ve akıllı cep telefonlarını okuma yazma bile bilmeden kullanmaya başlayan yeni nesli yakından ilgilendiren, dijital çağın yeni tanımlanmış hastalıkları arasında bulunuyor. Hastalığa neden olan asıl nedenin aşırı telefon kullanımının oluşturduğu bağımlılık olduğu belirtiliyor. Bu sorunda kişi telefonu yanındayken bile unutmuş olabileceği düşüncesiyle sürekli elini cebine veya çantasına atarak varlığını kontrol ediyor, şebeke sinyali olmadığında ya da şarj bittiğinde aşırı öfke duyuyor, kısa süreliğine dahi olsa telefonunu kapatamama, telefonsuz kendisini eksik hissetme ve telefondan ayrı kaldığında hayattan kopma hissine kapılıyor, interneti olmayan ortamları tercih etmiyor. Tüm bunlar hastalığın temel bulguları arasında yer alıyor.

SELFİTİS (AŞIRI ÖZÇEKİM YAPMA VE YAYINLAMA)

Selfitis; kişinin kendisiyle aşırı sayıda selfie çekim (özçekim) yapıp, sosyal medyada bunları yayınlaması ile karakterize “obsesif kompulsif” bir bozukluk olarak görülüyor. Bu durum, kişinin toplumda hissettiği kabul edilirliğinin derecesini artırmak ve diğer kişilerle daha iyi iletişim kurma çabasından kaynaklanıyor. Bu hastalık, mahremiyet problemlerinin oluşması, kişide bağımlılığa neden olması, bireyler arası ilişkilere zarar vermesi, kişilerin görünümlerine aşırı önem verme çabası doğurması gibi nedenlerle hastalık olarak kabul ediliyor. Selfitis tedavisinde; bilişsel davranışçı terapi, hastanın kompulsif davranışının nedenlerini tanımasına ve onu nasıl modüle edebileceğini öğrenmesine yardım ediyor. Bu noktada selfie çubuklarının yarattığı akla gelmeyen bir soruna da dikkat çekiliyor. Selfie çubukları ile çekim yapmanın, toplu alanlarda başkalarının kişisel haklarını ihlal edip ortak kültür mirası nesnelere zarar verdiği için ülkemizde bazı müzelerin de bulunduğu kalabalık bir listede bazı müze ve ören yerlerinde yasaklandığı belirtiliyor.

Kaynak: habertürk