Eskiden çocukluğumuzda topaç oyunu oynardık.

Tahtadan yapılan bir oyuncak olan topaç, üst kısmı yuvarlak bombeli ve alta doğru daralan sivri bir aletti. Topaç bazı yörelerde değirme, dememe, kantır, fır fır, firle ve kiriştek gibi adlarla da anılmaktadır.

Topacın çevrilmesi, ucuna ip sarılı “kırbaç” ya da “değnek” yardımıyla olurdu. İpin uzunluğu, topacın ebadına göre değişmekteydi. Tahta kırbacın ucundaki ip topaca dolanır. Topaç, ucu zemine dik gelecek biçimde yere fırlatılır ve kırbaç yukarıya doğru çekilirdi. Bu şekilde topaç hızla dönmeye başlardı. Belirli bir süre sonra topaç yavaşlamaya başladığı zaman kırbaçla Topaç'a vurduğun anda cıvvvv eder tekrar hızla dönmeye başlardı.

Çocukluk bu ya...

Topaç'ı dünya gibi görür ve dünya'yı sadece kendi etrafında dönüyor zannedelirdi. Belkide, ben dünyanın hakimiyim. Kırbacımla dünyayı etrafımda döndürüyorum diye düşünülürdü.

Öyle ya...

Kırbaç elinde, güç sende!!!

Veya şimdikiler gibi...

Mühür elinde, güç kendinde!!!

 Zannediliyor?

Çocukluk işte öyle düşünülüyor...

Aslında büyüyünce anlıyorsun!

Dünyanın herkesin etrafında eşit döndüğünü.

Zengine de eşit, fakire eşit,

Makam sahibi olanlara da eşit, vatandaşa da eşit...

Ama hala biz demeyi beceremeyen, bencil davranan, dünyanın sadece kendi etrafında döndüğünü zanneden, makam sahibi olan insanlar var.

Makama güç vereceğine makamdan güç alan insanlar var.

Elindeki mühürü topaç'a vurulan kırbaç zanneden insanlar var.

Dünyanın sadece kendi etrafında döndüğünü zanneden bu kişiler kendilerini kasabanın şerifi zannediyorlar herhalde...

Yok öyle...

İstediğimi yaparım, istediğimi tehdit ederim, benim istediğimi yapmayan memurla uğraşırım, istemediğim memurun tayinini başka yere çıkartırım, devletin idarecilerine baskı uygularım, seçimler yaklaşıyor seçimlerde istediğim gibi hareket edeyim düşüncesiyle kamuda çalışan devletin memurlarına baskı uygularım, tayin işleriyle uğraşırım diye,

Asla akĺından bile geçirme...

Olmaz, olmaz, olmaz...

Devlet izin vermez.

Devletimiz büyüktür. Herşeyi takip eder. Herşeyi bilir. Sonuna kadar susar, sabreder.

Unutmayın !!!

Devletimizin cemal ve celal yüzü vardır. Biri tevazu ve yumuşaklığı, merhameti,

Diğeri azameti ve sorumluluğunu anlatır...

Bu şekilde istediğimi yaparım diye düşünenlere birgün devletimiz Celal yüzünü gösterir...

Bilin isterim...

Sen bu yüce devletin memurusun kardeşim.

Devletin memuru gibi davran,

Devletin teamüllerine ve geleneklerine uy,

Devletin kurallarına uy,

Devletin hukukuna saygılı ol

Unutma,

Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir.

Sözümüz meclisten dışarı...

Bölgesinde Şehrül emin gibi davranan güvenilir ve dürüst kişilerini sevgi ve saygıyla takip ediyor ve gurur duyuyoruz.

NETİCE:

UNUTMAYIN!!!

MAKAMLARIN VE GÜCÜN GERÇEK SAHİBİ MİLLETTİR

ELİNDEKİ MÜHRÜ VE KIRBACI SANDIKTA ELİNDEN ALIR

VE...

ORTALIKTA TOPAÇ GİBİ DÖNERSİN